Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

Astroneer’i inceleyelim

Survival oyunlarının ne kadar acımasız olduğunu biliyoruz. Yabancı bir mekan­da, oradan oraya koşup hayatta kalmaya çalışırken ya suyumuz biter, ya yemek bulamayız, ya soğuktan ya da havasızlıktan mortingene bağlarız. İşte bu acımasızlık bazı yapımcıların dikkatini çekmiş olacak ki, gittikleri gezegende, kırlarda koşup dans eden mutlu astronotları oynadığımız acayip bir survival oyunu geliştirmişler.

Astroneer, “şeker” grafikli video oyunlar ekolünden bir survival oyunu. Tarz olarak olmasa bile prensipleri, potansiyeli ve sanat yönetimi anlamında çok yakından tanıdığı­mız ve çok konuştuğumuz başka bir oyunu andırıyor. Evet doğru bildiniz, No Man’s Sky’dan bahsediyoruz. Yanlış anlamayın, yapımcı System Era Softvvorks’ün böyle bir iddiası yok zira oyun basit pencereden bakıldığında bir sandbox oyunu ve en azın­dan şimdilik bir hikaye örgüsü, senaryo veya benzeri bir şey barındırmıyor. Ayrıca tükenen oksijenimiz, enerjimiz, flora, doğal afetler ve fizik kuralları dışında bir düşmanımız da yok. Elimizde ışın kılıçları veya laser tabancalar ile koloni kurmaya çalıştığımız gezegeni ko­rumaya da çalışmıyoruz. Peki oyun, survival türünün bir numaralı problemi olan “hedefsizlik” konusunda ne kadar sıkıntılı?

Bugün de ölmedim anne Erken erişim aşamasındaki oyunda amacımız belli, düştüğümüz gezegende hayatta kalmak ve kendimize yeni bir uzay gemisi üretip uzaya çıkmak, bu sefer de diğer gezegenlere ulaşmak.

Gerçi, uzaya çıkmak için uzay gemisi üretme­mize gerek yok. Elimizdeki araçlar sayesinde, yer şekillerini değiştirip uzaya çıkan bir mer­diven hazırlayabiliriz. Yalnız bu dev merdive­nin üst ucuna ulaştığınızda, gezegenin dönüş hızı nedeniyle orada zor duruyorsunuz, bu da oyunun fizik motorunun başarısını gösteriyor, orası da ayrı bir detay. Fizik motoru demiş­ken şu konudan biraz daha bahsetmemiz gerekiyor, bulunduğumuz gezegen önemli ölçüde deforme olabiliyor ki bu da oyuncu­nun gezegeni istediği veya ihtiyacı ölçüsünde şekillendirebilmesi demek. İlk başta keyifli bir detaymış gibi duran bu mekaniğin oyuna etkisi ise tahmin ettiğinizden daha fazla. Astroneer, temel olarak başarılı bir survival oyunu. İçine düştüğünüz gezegenin zengin doğası içinde çok sayıda kaynak buluyor, madencilik yapabiliyorsunuz. Erken erişim­de olduğu için oyunda henüz yapılabilecek çok fazla iş yok. Araştırma ağacı henüz çok dar. Oyuncular ancak sağa sola koşturup madencilik yapıyor ve üs kuruyorlar ama oyunun büyük bir gelişim potansiyeli oldu­ğunu söylemek yanlış olmaz. Unreal Engine 4 ile tasarlanan, hayli başarılı grafiklere, ondan da daha başarılı bir renk paletine sahip olan oyunda gezegenler de oyun­cuya her zaman dostça davranmıyor. Dev fırtınalar, uçsuz bucaksız çukurlar, tehlikeli uçurumlar minik astronotlarımızın hayatını tehdit ediyor.

Dur bir mola ver

Astroneer‘da öncelikli problemimiz oksi­jen ve bitkinlik seviyemiz. Ortalıkta dolaş­tıkça oksijen barımız giderek azalıyor ve bunun çözümü de Adrlft’teki gibi sağdan soldan minik oksijen tüpleri bulmak değil maalesef. Oksijen tüpümüzü doldurmak için üsse veya bunun için donatılmış araca geri dönmemiz gerekmekte. Ne kadar hızlı hareket ederseniz oksijeniniz o kadar hızlı tükeniyor. Güç konusu ise biraz daha farklı, bunun tükenmesi için bir aleti kullanmanız veya efor sarf etmeniz gerekiyor, gücünüz kalmadığında da uzay giysiniz kendisini kapatıyor. Kısaca oksijensizlik öldürüyor, bitkinlik ise hareket­lerinizi yavaşlatıyor ve oksijen transferi için üsse zamanında geri dönmenizi engelleyip dolaylı yoldan öldürüyor.

Survival oyunlarına hayranlığınız var­sa, Astroneer da takip listenizde olmalı. Bakalım oyun erken erişimden çıkınca bize hangi sürprizleri sunacak. İlk çıktığında, basit grafikleri ile bile çok etkileyici görünen Empyrion’un büyük bir değişim geçirip, etkileyici grafikleri ve zenginleşen oyun evreni ile dev bir yapıma dönüşmesi gibi, bazı erken erişim oyunlar herkesi şaşırtabili­yor. Aynı şey Subnautica için de geçerli. İşte Astroneer’da da o potansiyeli hissediyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.