Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

Blitzkrieg 3 özellikleri

Tüm zamanların en derin ve keyifli strateji oyunlarından biri geri dönüyor ve biz soruyoruz: On iki senedir bunu mu bekledik?

Oyunların farklı kitleler üzerindeki etki­leri hususunda sayfalarca yazabiliriz sanıyorum. Ve yine öyle sanıyorum ki bu konu hakkında bir şeyler yazmak zorunda olsam, seçtiğim tema Blitzkrieg olurdu. Nasıl olmasın ki? 2000’li yılların ilk yarısına öyle veya böyle damga vuran bu RTS oyununun genişleme paketleri yetmezmiş gibi Stalingrad gibi yan oyunları da piyasaya çıkmış, oyuncular karpuz gibi ortadan ikiye bölünmüştü. Bu zorlayıcı olduğu kadar da eğlenceli RTS’yi farklı içerikler ile deneyim edebildiği için zevkten dört köşe olanlar ve Blitzkrieg adını duyunca kusma ihtiyacı hissedenler…

Serinin yeni oyunu Blitzkrieg 3, yaklaşık üç sene önce beta aşamasına girdiğinde keyiften deliye dönmüştüm. Süreç ise pek beklediğimiz gibi geçmedi, açık konuşmak gerekirse. Oyun, ilk günden itibaren ciddi performans problemleri, program hataları ve server sorunlarının neden olduğu eleştirilerin hedefi oldu.

Gelelim oyunun son haline; normalde aradan bu kadar zaman geçmişse eski oyunları hatırlatmak adettendir. Bunu yapacağım, ama umduğum şekilde değil. Blitzkrieg 3, ilk iki oyu­nun o zorlayıcı, simülasyona yakın yapısı ile pek fazla ilgisi olmayan bir devam oyunu. Oyunun ana üs mantığı ve görevlerin ilerleyişindeki me­kanikler ilk iki oyundan tamamen bağımsız ve size uzun soluklu bir serinin yeni oyununu değil de, yepyeni bir oyun oynadığım hissettiriyor. Grafikler ve buna eşlik eden efektler fazlasıyla güzel gözükse de oyunun süregelen perfor­mans problemleri aynen devam etmekte. Oyun sık sık fps düşmeleri yaşadığı gibi stuttering sebebiyle de gözlerinizi yoruyor. Özellikle hikaye modunda ilerlemenizi engelleyecek se­viyede kritik bazı bug’lar içermekte ve Skyrim’e kendi boyutu kadar mod kurmuşsunuz gibi de çöküp duruyor. Oyun Amerikan, Alman ve Rus olmak üzere toplamda 60’tan fazla görevden oluşan hayli doyurucu ve kendisini nadiren tekrarlayan bir ana hikaye modu ile gelmekte. Dekoratif olmaktan öte oyuna bir şey katmayan Dünya Haritası üzerinde önce görevi sonra da kumandanımızı seçiyoruz. Burada kumandan­ların size katacağı en önemli şey farklı bonuslar getirmelerinden ziyade görevi bitirdiğinizde kazandığınız ödüllere direkt etki etmeleri. Mesela Rommel’i seçtiğinizde Panther gibi üst seviye tanklara daha çabuk ulaşıyor, Erich von Manstein’ı seçtiğinizde ise çok daha etkili destek birimlerine ulaşıyorsunuz.

Nival Interactive’in oyunu piyasaya çıkartırken en önemli argümanı olan Nöral yapay zeka (Bo- ris) konusunda ise genellikle söyleyecek iyi şeylerim var. Oyunda düşmanlarımız sürekli aynı şekilde saldırmıyor, bizim hareketlerimize göre reaksiyon gösteriyorlar. Mesela 20mm toplu tanklarımızı öne sürdüğümüzde karşı tarafın piyadeleri geri çekilip kendilerine korunaklı bir yer arıyorlar. Veya tanklar bir binanın arkasına sığınıp “peek-a-boo” dediğimiz taktikle üzeri­mize gelebiliyorlar. Bu kadar detaylı bir yapay zeka ile karşımıza çıkan bir oyunda halen siper alma mekaniği olmaması ise tek kelimeyle içler acısı bir durum. Sırf bu yüzden piyade­ler kıyma gibi doğranıyor ve para yatırılması anlamsız birlikler haline geliyorlar.

RTS oyunlarının sayısı giderek azalıyor ve insan istiyor ki elimizde olanların tamamı da tavsiye edilebilir yapımlar olsun. Steel Divison piyasaya çıkmışken ve Sudden Strike 4’ün eli kulağındayken görmezden gelebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.