Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

CYBERPUNK

Gamescom 2018’de tonla oyun gördük; kimisini bizzat test ettik, kimisini uzaktan sunumla izledik… Ama o onlarca oyun içerisinden bir tanesi vardı ki sunu­mundan çıktığımız gibi ne yapmamız gerektiğini anlamıştık: Cyberpunk2077 kapak olmalıydı! Bizim o an hissettiğimiz heyecanı muhtemelen şu an siz de anlayabiliyorsunuzdur diye tahmin ediyorum. Zira bize canlı oynadıkları demo- nun bir varyasyonunu fuarın bitiminden birkaç gün sonra yüz binlerce kişinin aynı anda izlediği birTwitch yayınıyla doğaya salıverdi CD Projekt RED. Oldu da izlemediyseniz ya da izledi ama doyamadıysanız bu yazı size Cyberpunk 2077 hakkında bilmek istediğiniz çoğu şeyi verecek diye umuyorum. Hem benim izlediğim seansta farklı seçimler de yapmışlardı, o yüzden onu yayınladıkları videoyla kıyaslamak da güzel olur, ne dersiniz?

Kuzey Kaliforniya’nın cyberpunk versiyonu olan Ni- ght City’de geçiyor Cyberpunk2077. Bizim yönettiğimiz karakterin ismi, cismi başta belli değil. Ama arkadaşları ona “V’diye sesleniyor. Henüz 23 yaşında ve köklerinin masaüstü bir sisteme dayandığını belli edecek şekilde oyundaki hikâyesini şekillendiriyor, geçmişinizdeki bazı olayları da yine bu karakter yaratma ekranında bizzat siz seçiyorsunuz. Mesela V’nin çocukluğunda kahraman ya da idol olarak gördüğü kişi kim?”Samurai Rockerboy’ olarak bilinen gümüş ve krom kaplı koluyla şarkıcı John- ny Silverhand mi, Pragmatik yalnız paralı asker Morgan Blackhand mi, yoksa Arasaka Şirketi’nin CEO’su, dünyanın en güçlü adamlarından biri olan Saburo Arasaka mı? özellikle de Cyberpunk 2020’ye aşinaysanız bu isimler size tanıdık gelecektir; daha detaylı bilgi için sayfaları süsleyen kutucuklara göz atmayı unutmayın.

Karakter yaratımındaki bir diğer kilit nokta da V’nin ya­şamında iz bırakmış olaylar. Demoda gördüğümüz kadarıyla bu konudaki seçimlerimiz kardeşinin ölümü, evden kaçmak ve ilk büyük can alışı olarak üçe ayrılıyor. V’nin geçmişinde karar vermesi gereken son detay ise “Neden Night City?”Şehirde bitmemiş bir işi mi var? Eski sevgilisi mi yoksa? Belki de kanıtlayacak bir şeyleri vardır? Bunla­rın oyuna doğrudan etkisini ne kadar göreceğiz şu nokta­da çıkarımda bulunmak güç ancak CD Projekfin karakter yaratımında bile detaycılığını konuşturduğu düşünülürse geçmişimizin oyunun çokça yüzleşmemiz gereken bir parçasını oluşturacağını tahmin edebiliriz herhalde.

Ha, tabii karakter yaratımı demişken karakterinizin yü­zünü, saçını, yara izlerini de dilediğinizce sezebildiğinizi hatırlatayım bu noktada. Hatta bedeninizin ne kadarının siber-implantlarla kaplı olduğundan tutun da dövmeleri­nizin konumu ve parlayıp parlamadığına, kıyafetlerinizin ne kadar “havalı* olduğuna kadar ayarlayabileceğiniz bir sürü parametre mevcut. Lâkin asıl “havanızı” ve diğer karakteristiklerinizi belirleyecek şey yetenek puanları­nız. Strength, Constitution, Intelligence, Reflexes, Tech ve Cool olarak altıya ayrılan bu yetenekler özellikle de oyunun başında neyi ne kadar iyi ve kötü yaptığınızda büyük rol oynayacak. Karakteri yaratırken herhangi bir sınıf seçmiyorsunuz; sınıfınızı belirlemek gibi sizi oyunun başında kendine zincirleyen bir seçim yerine hikâyenin doğal akışı içerisinde oynanış stilinizi ön plana çıkartacak bir sınıf sistemi düşünülmüş daha çok.

Hah, geldik oyunun E3’ten beri en çok tartışılan kıs­mına! Cyberpunk2077 sizi arkanızdan takip etmek yerine doğrudan kafanızın içine girecek bir bakış açısı kullanıyor. FPS/RYOyani… İlk duyduğum anda ben de biraz dudak bükmüş olsam da hem CD Projekfin başarmayı amaçladığı şeyi düşününce hem de bizzat canlı canlı görünce bu kamera açısıyla ilgili en ufak şüphem bile kalmadı doğrusu. Zira bizzat kendi gözünüzden görmek gerçekten de sizi yakanız­dan çekip o atmosferin içine fırlatıveriyor. Bir de bunu çeşitli arayüz numaralarıyla desteklemeleri ve teşvik etmeleri, aksiyonun burnunuzun dibinde patlaması falan derken hakikaten izlerken bile kaptırıveriyorsunuz kendi­nizi birincil kişi görüşünün artılarına.

Hele bir de ileride bir gün bunu VR’a uyarlayacak olurlarsa aklımızı kaybedebi­liriz o deneyimin içinde herhalde. Buna rağmen FPS sizin İçin çok büyük bir heves kırıcıysa The Witcherlll örneğin­den yola çıkarak oyunun modlanma imkanının bir hayli yüksek olacağını varsayabiliriz. Sonuçta The Witcherlire FPS modu yapılabiliyorsa Cyberpunk!a neden TPS modu yapılamasın, değil mi? Ha, bu arada envanter ekranı ve çeşitli ara sahnelerde dıştan da görüyoruz yine V’yi. O kadar tipini ayarladım, hiç mi göremeyeceğim yani diye ağıt yakmanıza gerek yok.

Bakış açısı problemini aştığımıza göre (Aştık çünkü, değil mİ?) gösterilen görev ve bu görev sırasında dallanıp budaklanan seçimlere odaklanalım biraz da. İlk başta dostumuz Jackie’nin kayıp bir kızı arama görevini bize getirmesiyle başlıyor her şey. Uzaktan kilitli kapıları ve kapalı yolları açarak bizi destekleyen TBug’ın da yardı­mıyla yer bulma implantı kapatılmış olan kızın sibernetik organ mafyası tarafından kaçırıldığını öğreniyoruz. On­dan sonrasında Cyberpunk1 ın aksiyonunu ilk defa kendi gözlerimizle görme fırsatı yakalıyoruz! V, önce girişteki çete üyelerinden birinin kafasını suya daldırıp sessiz bir şekilde kafasına sıkıyor; sonra bir Reflex Booster olarak adlandırılan bir inhalerdan bir nefes çekip “kereznikov” yeteneğini kullanarak ortama dalıyor. “Kerez -ney kov?” dediğinizi duydum, kaçamazsınız. Kerez-ni-kov. Refleks­lerinizi kısa bir süreliğine hızlandıran bu yetenek bir nevi bullet-time’a girmenizi sağlıyor. V ağır çekimde millete mermi kusarken dikkatimi çeken bir detay da mekânın uçuşan mermilere verdiği tepkiler oldu. Dökülen sıvalar, parçalanan duvarlar derken sahnenin devamında bitişik­teki odaya kaçıp duvan tarayarak delik deşik eden çete elebaşı da savaş alanlarının ne kadar dinamik değişe­bildiğin! gayet nefis şekilde ortaya koyuyor.

Bu noktada kaçınlan kıza içi buz dolu bir küvette ulaşıyoruz nihayet ve blo-monitöründen hayati durumunu tespit ettikten sonra “Travma Takımını” olay yerine çağırıyoruz. Bu travma takımı sahnesini E3’te yayınlanan fragmanda da kısaca görmüştük. Ellerinde silahlarla olay yerine anında İntikal eden takım V’yi itip kaktıktan sonra kayıp kızı alıp götürüyor. Böylece kayıp kız görevi tamamlanıyor. Görevden aldığı üç kuruş paranın bir kısmını hemen partilemek için kuilanan V, kalanım da ‘büyükler liginde’ daha çok iş yapabilmek için bazı siber-geliştirmelere harcamaya karar veriyor. Burada bir durup V’nin dairesi­ne değinmek gerek diye düşünüyorum, zira yapımcıların da üzerinde durduğu üzere bu daire bizim ana üssümüz olacak. Burada yine bir ton Johnny Silverhand gönder­mesi var; radyoda çalan şarkıdan tutun, silahlarımızı koyduğumuz odanın duvarındaki poster ve seçtiğimiz ceketin sırtındaki *Samurai’ logosuna kadar gözü­müze gözümüze sokuluyor bu göndermeler. Seçtiğimiz ceket demişken…

CYBERPUNK1
CYBERPUNK1

Hello Night City!

I.

Eh, Cyberpunk 2077 bir rol yapma oyunu olduğu için üzerimize başımıza çekeceğimiz kıyafetlerin farklı özellikler vermesi gayet anlaşılabilir bir durum. Bize yaptıkları sunumda her göreve uygun bir şekilde hazırlık yapmanın müthiş önemli olduğundan bahsettiler. Daha sonra yayınladıkları videoda da giyeceğimiz kıyafetlerde ne gibi özellikler olabileceğine dair fikir edinmiş olduk. Samurai ceketinde nano teknolojinin geldiği nokta sağ olsun fiziksel, termal, emp ve kimyasal saldırılara karşı direnç puanları vardı mesela. Buradan yola çıkarak oyun­daki hasar türlerinin de bunlara karşılık geleceğini söyle­mek mümkün. Direnç puanlarına ek olarak bir de ‘Street Cred’diye bir mevzu var -ki o da bizim sokaklardaki itibarımızı temsil ediyor. Street Cred seviyeniz arttıkça sokaklardaki namınız yayılıyor, yeni bölgeler ve satıcılar açıyorsunuz… Bu ceket de ona kendi çapında, minik bir bonus ekliyor işte.

J.l

V üstünü başını kuşandıktan sonra dışarıya adımını atıyor ve… Night City tüm görkemiyle karşımızda dikili­yor. Bakış açısı problemini hâlâ aşamadıysanız bile burada FPS kamera açısının yaşattığı atmosferi takdir etmemeniz mümkün değil. Şehir o kadar canlı ve doğal gözüküyor ki! İnsanlar boş boş sizin onlarla etkileşime geçmenizi bekle­miyorlar; kendi işlerine bakıyorlar, trafik ışıklannın yanma­sını bekleyip karşıdan karşıya geçiyorlar, yolun ortasında durup şelfle çekiyorlar, kendi aralannda tartışıyorlar… Yeri geldiğinde müdavimi olduğunuz dükkânlann sahipleri sız geçerken’Şahane yeni silah geldi, tam senlik. Göstereyim mi bak?*diye laf atıyor; kişiselleştirilmiş reklam panoları, sizden bağımsız şekilde yaşanan suçlar ve olay mahallini araştıran polisler derken şehrin yaşadığını iliklerinize kadar hissediyorsunuz. The Witcherlirün şehirleri güzel ve gerçekçiydi ya hani, onu sahiden de alıp birkaç adım öteye taşımayı başarmış CD Projekt’teki deliler.

Night City’nin o retro-fütüristik havasını içinize iyice çektikten sonra sıra yine Jackie’yle buluşmaya geliyor. Jackie şehrin en üst seviye Figer*larından biri olan Dexter DeShawn’dan iş bağlamayı başararak hem kendini hem de V’yi büyükler ligine sokmaya niyetli. Ancak DeShavvn’ın bize tamamen güvenmeden önce yapacağı’ufak* bir test var: Maelstrom çetesinin Militech Corp’tan çalmış olduğu yüksek teknoloji ürünü bir örümcek botu onun adına almamızı istiyor. Göreve birkaç farklı şekilde yaklaşmak mümkün diye belirttiler ancak hem oynanış videosunda hem de sunumda tercih ettikleri yol Militech ajanı Mere- dith’le iletişime geçmekti. Meredith buluşma yeri ve za­manını belirtiyor ama V hemen oraya koşmak yerine önce rippgrdoc randevusunda alıyor soluğu.

Victor adındaki doktorla olan’Sen geliştirmeleri yap, ben sana gddieleri sonra getireceğim’samimiyetinden ikilinin daha önce de bir geçmişleri olduğunu anlamak mümkün. Yapımcılar hikâye gereği bazı özelliklerin zorun­lu geleceğini ancak geriye kalan sibernetik geliştirmelerin tamamen keyfe dayalı olduğunu söylemişlerdi Gamescom’daki sunumda. Bu sahnede dikkatimi çeken ancak yapımcıların üzerine çok fazla konuşmadığı bir diğer detay da geliştirmeleri seçerken listenin altında yazan “humanity cost*yazısı. Burada ayrı bir parantez açmam gerekiyor humanity yani insanlık konsepti için. Masaüstü Cyberpunk sisteminde siz sibernetik geliştirme yaptırdıkça insanlık değeriniz düşer ve bir yerden sonra çok fazla makine­leşmeye, androidlerle empati kurmaya başlarsınız. Hatta insanlarla empatiniz düştükçe daha az uyumaya, daha az yemeye ve insanlarla daha az iletişim kurmaya yönelirsiniz. Bu yolun sonuysa genellikle “cyberpsychosis” dediğimiz bir kontrolden çıkış anına gider -ki bunu da nerede görmüş­tük, hatırlıyor musunuz? Evet 5 yıl önce yayınlanan İLK Cyberpunk 2077 videosunda. Kolundan bıçaklar çıkan üstü başı kan içindeki kadını hatırladınız, değil mi? Anlaşılan bu konuda henüz çok net bir renk vermeseler de oyunda yer alacak bir konsept olacak cyberpsychosis.

Neyse, konuyu daha da dağıtmadan ripper- doc’a döneyim ben. Burada V’ye yakın dövüş -> hasarı ve silah hasarını arttıran, aynı zamanda silahın şarjöründen içindeki mermi sayısı bilgi* sini doğrudan alan bir Subdermal Grip ve etraf­taki objeleri ve kişileri tarayıp bilgi veren Kiroshi Optical Scanner Mk.l geliştirmelerini yapıyor Vıctor. özellikle optik sinirlerin masanın üzerindeki göze bağla­nıp da masadan alınarak gözümüze yerleştirildiği sahne ilginç olmuş, hoşuma gitti. Daha sonra alabileceğimiz MkJ2 geliştirmesinde ek olarak binaların ve araçların zayıf noktalarını tespit etme özelliği de dikkatimi çekti.

Victor’un yanından çıkıp Jackie’ye döndüğünde ara­banın yanında takılan bir Scavenger dikkat çekiyor; eğer fark etmediyseniz de hem Gamescom’daki sunumda hem de oynanış videosunda yapımcılar özellikle belirtiyor za­ten. Belli ki kayıp kızı ararken çatıştıkları sibernetik organ mafyası V’ye hâlâ kızgın. Arabayla şehir turu yapan Jackie ve V’nin tepesine binmeleri de uzun sürmüyor zaten. Burada kısa bir kovalamacanın ardından V direksiyonu Jackie’ye bırakıp camdan sarkarak peşlerindeki araçların icabına bakıyor. Bu arada ister FPS, ister TPS açısından sürebildiğiniz araba dışında motosiklet ve başka türden araçlar da oyunda yer alacakmış; Roach gibi bina tepeleri­ne çıkmaya çalışmasalar bari…

CYBERPUNK2
CYBERPUNK2

Going Рго

Artık şu örümcek bot meselesini çözmek lazım. V ara­bayı Meredith’le buluşacakları noktaya sürüyor. Meredith en güçlü güvenlik şirketlerinden biri olan Militech adına çalışıyor ve çoktan gelip V’yi beklemeye başlamış bile. Burada V yeni Kiroshi gözü sayesinde tarama yaptığında Meredithln bize oluşturduğu tehdidi azaltacak seçenek­ler olduğunu ancak daha üst model (muhtemelen Mk.2) tarayıcı gerektiğini görüyor. Jackie’yi sırtını kollaması için geride bıraktıktan sonra mega-şirketlerle doğrudan ilk teması gerçekleştiriyor. Lâkin belli ki Meredith bu konuda biraz fazla paranoyak; korumaları V’ye saldırarak görüşmenin gidişatını kendi lehlerine çeviriyor hemen.

Meredith’se ona Maalttrom çetesi konusunda şantaj yapmaya çalıştığını düşünerek kafasına soktuğu kabloyla V’yi bir nevi yalan makinesine bağlıyor. Hem bizim Ga- mescom’daki sunumda hem de oynanış videosunda bu kısımda V’ye yalnız olup olmadığı sorulduğunda yalan söylendi; ancak tabii ki zihnine doğrudan bağ kurul­muşken yalan anında fark ediliyor ve Meredithln güveni daha da düşüyor. Burada V’yi zapt eden korumalardan birinin silahını almak, Jackie’ye saldın emri vermek vb. farklı seçenekler de vardı ama muhtemelen işler daha da ilginçleşsin diye bu seçenekleri seçmediler. Arabadan çıkartıp getirdikleri bir başka Militech ajanı Anthony Gil- christ’ın V’ye ya da başka birilerine konvoylarla ilgili bilgi sızdırıp sızdırmadığını sorsa da V’nin bu konuda gerçek­ten de bir bilgisi olmadığı ortaya çıkınca başka bir fırsat kapısı aralanıyor.

“Benim de bu çeteden bir örümcek botu almam gerek. Parasını bana sen sağla, beni içeri sok, ondan sonra çetenin kalanı senin olsun.” Meredith sadece şirketteki köstebeğin peşinde olsa da 50k şirket kredisi vermeyi kabul ediyor, çipte ekstradan bir şeyler olduğu­nu ve bunun Maelstrom terminaline girmesi gerektiğini ekledikten sonra tabii. Bu noktada gösterilen oynanış ve benim Gamescom’da izlediğim sunum nihayet ciddi şekilde ayrılmaya başlıyor.

Şirket temsilcisini aramak bu noktada V’ye yüklü bir miktarda para sağladığı için aynı zamanda işi daha sessiz bir şekilde çözme imkânı sağlıyor. Zira 50k kredi, çoğu siber geliştirmenin 300-500 eddie’lik fiyatı düşünülünce çok ciddi bir rakam ve muhtemelen toplaması da çok kolay değil. Neyse, artık demonun sonlanna yaklaşıyoruz! Maelstrom çetesinin mekanına gidip Royce’la görüşmek istediklerini söyleyince V ve Jackie’yi içeri alıyorlar. Bekle­me odasında Jackie gardım düşürmeyi reddetse de V onu sakinleştiriyor. Dum Dum adındaki arkadaş ortamı yumu­şatacak bir inhaler sunduktan sonra botun fonk- siyonlannı kısaca V’ye gösterirken büyük patron Royce gelip Jackie ve V’ye silah çekiyor.

‘Kimsiniz lan siz!’minvalinde bir atarla ortam gerilince silahlar doğrultulup Meksika açmazına giriliyor. Ama euro ve dolar tek başlarına bile uçup gitmişken ikisinin birlikte olduğu euro-dollar para birimi tatlı gelince yelkenleri hızla indiriyor Royce. V kredi çipini veriyor, kontrol etmek için çipi sisteme sokuyorlar veeee… Meredithln sürpriziyle karşılaşıyorlar Çipin içindeki virüs bütün sistemi önce kopyalayıp, sonra da patlatıyor. Haliyle bizimkilerin Militech’le birlikte çalıştığını anlayan çete üyeleri de tekrar silahlarına davranıyor ancak bu sefer sürpriz üstünlüğünü elinde tutan V ve Jackie hızla icaplarına bakıyor.

Royce’sa kaçmayı başarıyor ve üssü tec- rite alıyor. Odadan çıkmak için çeşitli yollar mevcut V hack yetenekleri yetmediğinden mühendislik yeteneğini kulla­narak kapıya kısa devre yaptırdı mesela. Sonrası yine bolca çatışma, silah ve yetenekleri tanıtmaca… özellikle dikkate değer olan detay şu ilk Cyberpunk videosundaki kadının kolundaki bıçakları hem silah olarak hem de duvarlara tırmanmakta kullanabiliyor olmamız. Sonuç olarak Royce’u tekrar yakaladıklarında bir exo-iskelet giyerek kendini korumaya aldığını görüyoruz ve boss savaşı başlıyor.

Burada mekânın etkileşimi yine çok üst düzeyde. Mekânda bulunan araba kasalarını siper olarak kullan­mak, hatta yeterince güçlüyseniz yan çevirip siper alanı­nızı genişletmek mümkün (ki zaten Jackie bunu yapıyor). Kiroshi gözlerimiz sayesinde Royce’un zayıf noktasını keşfedip oraya yoğunlaştıktan sonra Maelstrom çetesinin köküne kibrit suyu dökmüş oluyoruz.

Ancak benim Gamescom’da gördüğüm olaylar çok daha farklı gelişmişti. Bizim sunumda Royce’a kredileri verirken çipin Militech’e ait olduğunu ve içinde bir sürpriz olduğunu söylemişlerdi. Bu yüzden çipi önce sandalye­deki netrunner’a okutup içindeki virüsü temizlettikten sonra botu bedavaya V’ye hediye etmişti Royce. Bu noktada hiç savaşmak zorunda kalmadan bu şekilde de mevzuyu çözmek mümkündü yani. Gerçi daha sonra biz tam mekândan çıkarken V’nin ceketiyle dalga geçtiği için (ve tabii ki sunumda dövüş ve silah kısımlarını da göster­meleri gerektiği için) yine çeteyle çatışmaya girip, üzerine de SOK’lık virüssüz kredi çipini cebe indirmiştik.

Bu iki seçimden birine göre bir sonraki sahnede sizi karşılamaya kimin geldiği de değişiyor yine. Eğer Militech ve Meredithln planını takip ettiyseniz Meredith gelip sizi tebrik ediyor ve günün sonunda sadece şirketin istediğini almasının önemli olduğunu söylüyor. Yok, eğer Royce’u uyardıysanız olanlar biraz daha ilginç; Zira bu sefer sizi karşılamaya gelen kişi Anthony Gilchrist oluyor ve Meredithln kendini şirkete kanıtlamak için son fırsatını ayyuka çıkarttığınız için size teşekkür ediyor. Böylece söz konusu köstebeğin kim olduğunu da anlamış oluyoruz ve muhtemelen ileride Militech içerisinde kiminle iletişim halinde olacağımız değişmiş oluyor. Eh, artık geriye son bir yapacak şey kaldı: O da botu Dexter DeShavvn’a teslim etmek. Onu da hallettikten sonra Street Cred seviyemiz 2. seviyeye çıkmış halde hem bize gösterdikleri demo hem de oynanış videosu sona eriyor.

Sizi bilmiyorum ama üzerine basa basa’Hâlâ yapım aşamasındayız, daha çok işimiz var!’demelerine rağmen Cyberpunk 2077den gördüklerim beni fazlasıyla tatmin etti. Şu an piyasada olan birçok oyuna göre çok daha bit­miş, çok daha temiz bir izlenim veriyordu. Tabii ki arada ufak tefek hatalara ve pürüzlere denk gelmek mümkündü ancak henüz çıkış tarihi bile olmayan bir oyun için normal o kadarı da. Daha giriş görevlerinde bile bu kadar kat­manlı ve detaylı, farklı seçenekler olduğuna göre oyunun tam sürümünde neler neler olur diye düşünmeden edemiyorum. Eğer dünyayı kurtarmaktan sıkıldıysanız ve cyberpunk temasıyla kişisel bir hikâye açlığı çekiyorsanız aradığınız oyunun bu olduğuna dair içimde çok güçlü bir his var. Ne de olsa Mike Pondsmithln de dediği gibi: Cyberpunlc’ın dünyasında yaşadığınız yeri kurtarmak sizin işiniz değil; kurtarabileceğiniz tek şey kendinizsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.