Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

GENETIGI DEĞİŞTİRİLMİŞ HÜCRELER

KANSERLE SAVAŞ İÇİN MÜKEMMEL AVANTAJ

Her şey kan kanseriyle mücadele eden 12 aylık bir bebeğe tedavi sunabilmek adına başladı. Layla Richards adlı bebek onca kemoterapi uygulamasına ve kemik iliği nak­line rağmen lösemiyi bir türlü yenemedi. Bebeğin ailesi daha radikal bir tedavi bulmanın peşine düştü ve çözümün Lond­ra’daki Great Ormond adlı bir hastanenin dondurucusunda olduğu ortaya çıktı: Ge­netiğiyle oynanmış beyaz kan hücreleri. Ama lösemiyi yok etmek üzere tasarlan­mış bu hücrelerin insanlar üzerinde test edilebilmesi için henüz onay alınamamış­tı. Toplamda dört farklı genetik değişim geçirmiş olan hücrelerin tedavi olarak sunulabilmesi için uzun süre boyunca test edilmesi gerekiyordu. Hastanedeki dok­torlardan biri inisiyatif alarak Fransız bir biyoteknoloji firmasıyla iletişime geçip, yaşayan hücrelerde genetik değişimler yapmaya yarayan bu gen düzenleme tek­niğini (TALENs) ve ellerindeki tedaviyi onlara sundu. Böylece Layla Richards’a Cellectis adlı bu şirket yoluyla bir tedavi önerilebilecekti. O ana dek sadece fareler üzerinde denenmiş olan yöntem. Cellectis tarafından uygulanabilir bir tedaviye dö­nüştürüldü.

Yöntem sayesinde bağışıklık sistemi­nin en önemli savaşçılarından T hücreleri üzerinde kontrol kazanıp, kanseri yenmek üzere eğitilmesini sağlayabiliyoruz. Daha bilimsel şekliyle ifade edecek olursak; has­tanın kanından elde edilen T hücreleri, bir virüs kullanılarak eklenen yeni DNA tali­matlarıyla güçlendiriliyor ve tümörlerle savaşabilecek hale geliyor. Teknik. 300’den fazla insan üzerinden denendi ve şaşırtıcı başarılar elde edildi. Şimdilerde hem ilaç şirketleri hem de biyoteknoloji firmaları bu tedavinin uygulamaya geçirilebilmesi adına hummalı bir çalışma yürütüyorlar.

Cellectis. yarattığı yenilmez T hücre­lerine ihtiyaç duyacak tüm hastalar için küresel bir tedarik mekanizması kurmaya hazırlanıyor. Bunun için hastaların kan örnekleri dışında, kan bağışı yapan insan- larınkini de toplayacak. Bir insandan elde edilen T hücreleri normal şartlarda başka bir insana nakledilirse hiçbir işe yaramaz çünkü nakledildikleri yeni vücudun kendi dünyaları olmadığını görünce düşmanca bir saldırı altında kaldıklarını sanıp, en­feksiyonla mücadele ediyormuşçasına her şeye saldırmaya başlıyorlar. Ancak genetiğiyle oynandığında bu risk orta­dan kalkıyor. Peki yaratacağı yeni riskler olabilir mi? Henüz o kısmını bilemiyoruz. Ama Layla bu sayede iyileşti ve Cellectis’in hisse senetlerinin fiyatı hızla arttı. Takip eden günlerde iki büyük ilaç şirketi de bu pazara dâhil olmak için harekete geçip. 40 Milyon Dolarlık yatırımla tedavinin kul­lanım haklarını satın almak istediklerini duyurdular.

Bağışıklık geliştirme yöntemi kanseri yenmek adına büyük bir avantaja dönü­şebilir. Ayrıca diğer bağışıklık hastalıkları için de ümit vaat ediyor. Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nün kanser araştır­maları bölümü bilim insanlarından N0bel ödüllü biyolog Philip Sharp. “40 yıl bo­yunca sürdürülen araştırmalar sayesinde tümörler ve bağışıklık sistemi arasındaki iletişimin nasıl gerçekleştiğini anlamayı başardık. Hastalıklara çözüm sunmak için ikisi arasındaki bu etkileşime dâhil olup tedavi geliştirebileceğimizi de biliyor ve o günü bekliyorduk” diyor: “Şimdilik hala yolun başındayız. Bu. beş yaşındaki bir çocuğun iki yetişkin arasında geçen muhabbeti dinlemesine benziyor. Kullan­dıkları sözcükleri duyuyoruz ama bazıla­rının anlamını bilmediğimiz için muhab­betin tamamını anlamaktan uzağız.” Araştırmacıların dile getirdiği şekliyle; harika işler çıkaran bağışıklık hücrelerini biraz daha eğitip imkânsızı başarmaları­nı sağlamak mümkün. Büyük teknoloji firmaları da bu yeni atılımın içinde yer alabilmek için önemli yatırımlar yapma­ya başladı. Örneğin Google geçtiğimiz yıl Massachusetts Teknoloji Enstitüsünde dünyanın önde gelen bağışıklık uzmanla­rını. biyomühendisleri ve onkologları bir araya getirip, bağışıklık hücrelerini kulla­narak sunabilecekleri çözümler geliştir­melerini istemişti. Juno Tedavi Bilimi adlı bir biyoteknoloji firmasıysa T hücresinin içindeki DNA’nın şifrelerini çözme işine girişti. Böylece kanser hastalarındaki T hücrelerinin tüm sırlarını çözüp, onları nasıl kullanabileceğimiz hakkında daha fazla yöntem geliştirebilmeyi hedefliyor­lar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.