HIDDEN AGENDA

Kahrolası aynasızlar.

Herhalde seri katilin biri eşimi çocuğumu falan öldürse güve­neceğim son insanlar Ameri­kan polisi veya FBI olur.”Hadi psikopat katilin evi olduğu söylenen yeri daha çabuk arayalım ayağına ikiye ayrılalım da teker teker ölelim’diyenler mi istersiniz, olayı tam çözecekken “yapma bak tutuklatırım seni*diyen lanet olasıca ortaklar mı istersiniz, her türlü kekoluk onlarda. Ya da filmlerden, oyunlardan falan edindiğim izlenim öyle en azından, belki buraları okuyan ve işini düzgün yapan FBI ajanı okur­larımız vardır, onları da kırmayayım, sizleri tenzih ediyorum dostlar.

Eğer siz de bu dedektiflere vs. özeni- yorduysanız; ortağımla kavga edeyim, tanıklar elimde saçma sapan ölsün, ona buna atar yapıp katili bulamamak için elimden geleni yapayım hasretin­deyseniz Hidden Agenda tam sizin için.

Tuzakçı olarak anılan bir katilin peşinden koştuğumuz, klişelerle dolu olsa da güzel bir polisiye Hidden Agen­da. Üst düzey görsel kalitesi hemen dikkatinizi çekmiştir. Oyunu Until Dawn’ ı yapan Supermassive Games geliştirdi ki kendileri karakter animas­yonları, mimikler vs. konusunda zaten çok başarılılar, başarılarını devam ettirmişler. 3-5 saat süren oyunun 30 küsür GB yer istemesi de bu sebepten zaten.

Bilmeyenleriniz olabilir, Sony, Playlink adını verdiği bir proje başlattı. Mantık basit, oyunun uygulamasını te­lefonunuza indiriyorsunuz ve telefonu PS4’le aynı kablosuz ağa bağlayarak kontrol cihazı olarak kullanıyorsu­nuz. Playlink oyunları çok kompleks kontrol istemeyen parti oyunları zaten, o yüzden Dualshock yerine telefon kullanıyor olmak sıkıntı yaratmıyor, merak etmeyin.

Sinematik macera de­ğil, interaktif film

Seri katil kovaladığımız karanlık bir polisiye nasıl parti oyunu oluyor peki? E tabii iki konsept birbirine bayağı uyumsuz sonuçta ama güzel de oluyor aslında. Karakterleri bile hareket ettirmiyorsunuz Hidden Agenda’öa, tam anlamıyla interaktif bir film yani. Arada karşınıza seçenekler çıkıyor ve oyuncular karakterin ne yapmasını/ söylemesini istediğini seçiyor, en çok oyu alan seçeneğe göre de hikâye şekilleniyor. Göstermelik de değil bu arada bu hikâyenin şekillenmesi olayı. Gidişat ve sonucu çok farklı iki oyun oynadık biz mesela.

Aslında zor bir oyun değil Hidden Agenda, hangi kararların sizi doğru yola götüreceği az buçuk belli düz mantıkla, başarısız olmak zor ama elbette ki zoru başaran, imkansızın sadece zamanlarını aldığı Oyungezer ekibi olarak ilk oynayışımızda tanıkları öldürdük, kafayı yedik ve katili yaka­layamadık. İkinci oynayışımızda başka bazı noktalarda başarısız olduysak da sonuçta katili yakalamayı başardık ve oyunun yarısından fazlası bambaşka gelişti. En az iki kez oynanmayı hak ediyor yani Hidden Agenda.

Ha ama bir önceki Playlink oyunu olan That’s Vbt/nun yazısında Ali’nin söylediği gibi az samimi olduğunuz in­sanlarla oynamasanız daha iyi, yaban­cıların ‘avvkvvard’ dedikleri anlardan bolca yaşayabilirsiniz. Sadece hikâyede kararlar vermiyorsunuz çünkü. Me­sela oyun size “Hangi arkadaşınız en güvenilirdir?”‘Hangi arkadaşınız en sakindir?” gibi oylamalar da sunuyor ve belli kararları o seçilen oyuncu­lara verdirtiyor. Biz Serpil! “en ikna edici” olarak seçiyoruz, sonra başka bir seçimde oylama berabere kaldığı zaman Serpil’e’ya şu Denizi ikna et de yolumuza bakalım’diyebiliyor, Serpil de bütün ikna yeteneğini sergileyerek “Deniz değiştirsene seçimini ya’deyip son noktayı koyabiliyor. Ama az tanıdı­ğınız insanla saçma olur yani.

Ufak tefek QTE’lerle, nesne avı şeklindeki kanıt toplama sekanslarıyla ve genel akış içinde oyuncuların kendi­lerine ait gizli amaçlarını da gerçek­leştirmeye çalıştığı rekabet moduyla da renklendirilmiş Hidden Agenda. Bayağı eğlendik biz ofisçe, tek kişi çok bir anlamı yok ama yanınıza birkaç kişi toplayabiliyorsanız size de tavsiye ederim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.