Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

JOEL

SANIRIM NE KADAR ÇABALARSANÇABALA, GEÇMİŞİNDEN KAÇAMIYORSUN.”

Tüm umutsuzluğunu ve çaresizliğini adeta elinizin altındaki tuşlardan size aktaran karakterler vardır ya hani; ekran başında değil de, orada o karakterin yanındasınız- dır, onu fazlasıyla anlar, hatta belki biraz fazla empati yaparak neler hissettiğini siz de hissedersiniz. Joel tam anlamıyla bu durumun tanımıdır. Bir düşünsenize, 12 yaşındaki kızınıza tek başınıza ebeveynlik yapıyor, İşinizle ilgili çeşitli sı­kıntılar yaşıyorsunuz.

Yine de bunlar hayatın ‘olağan’ sorunlan. Ama sonra beyinde büyüyen bir mantar çeşidi sonucunda, insanlar çok kısa bir sürede zom- bileşiyor ve bir gecede ortalık savaş alanına dönü­yor. O anda tek düşündüğünüz, kızınızla beraber canınızı kurtarmak, güvenli bir yere kaçmak. Ama olabilecek en kötü şey gerçekleşiyor ve bir asker kızınızı vuruyor, kızınız kollarınızda ölüyor. Bu nok­tadan sonra, üzerinden 20 yıl geçmiş olsa bile, böyle bir adama oyunda eşlik etmenin ağırlığı yadsınamaz bana kalırsa. En azından ben, Joel’un vurdumduy­mazlığı hikâye ilerledikçe adım adım Ellie’yi koruma çabasına dönüşürken yaşadığı tüm duyguları ilikleri­me kadar hissetmiştim.

Ellie’yle ilk karşılaştığında, Joel’un oldukça aksi davranmasının sebeplerini o anda tahmin ediyor­duk tabii: Ellie kaçınılmaz bir şekilde Joel’a kızını hatırlatıyordu. Joel, kızının ölümünden sonra ahlaki değerleri umursamamış, kaçakçılık yaparak, kimi za­man masum insanları öldürerek kıyamet ortamında hayatta kalmıştı. Geçen 20 yılın da gittikçe sertleştir diği Joel için yeniden bir insanı sevmek, o insan için endişe duymak pek düşünülemezdi. O da bundan fersah fersah kaçıyordu zaten; Ellie’yle birlikte geçen ilk saatlerde hiç konuşmaması, kızı terslemesi, kur­duğu duvarın yıkılamaz olduğunu hissettiriyordu.

Ama bir şekilde sevgi o duvarın çatlaklarından sızıverdi yavaş yavaş. Joel’un Ellie’yi ayak bağı ola­rak görme noktasından, kaybettiği kızına yakın bir yerlere koyma noktasına gelişine tanık olduk, önce yavaştan sohbet etmeye, Ellie’yi terslemektense onu dinlemeye, daha sonra anlattıkları hakkında yorum yapmaya ve aslında çıktığı bu yolculuğun sandığı kadar kötü olmadığını düşünmeye başladı. Yaşa­dıkları tehlikelerin de birbirlerine bağlanmalarında etkili olmasıyla sonlara doğru duygusallıkta zirve yapan anlar yaşamıştık. Finale yakın, Joel’un Ellie’yi kucağında taşıyarak koşması, kızıyla kaçtığı sahneyi hatırlatmıştı ister istemez.’Bu sefer kurtarmalıyım!” Bu cümle Joel tarafından hiç dillendirilmemiş olsa da, o duygu buram buram hissediliyordu.

Umarım ikinci oyunda biraz daha huzurlu, geçmi­şiyle barışmış halde görürüz Joel’u. Şöyle arkasına yaslanmış, Ellie’nin ne kadar güçlü bir karakter hali­ne gelmiş olduğunu düşünüp gülümserken.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.