Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

Korkutucu Ama Zararsız Canlı

DERİNLİK: 200 – 5000 METRE

Basıncın karadakine oranla 500 kat fazla oldu­ğu bir derinlikte şüphesiz tüm kemiklerimiz un ufak olurdu. Burada yaşamak için son derece dayanıklı olmak gerek. Bir dayanık­lılık timsali olan azıdişi balığı (Anoplogaster cornuta) dehşet verici görün­tüsüne rağmen zararsız sayılabilecek türlerden. Korku filmlerinden fırla­mış tehditkâr bir canavar gibi görünüyor ama aslın­da sadece 16 santimetre uzunluğunda. Zaten çok becerikli bir avcı olduğu da söylenemez. Bu açığı kapatmak için bazen kü­çük gruplar halinde top­lanarak avlanmayı tercih ediyor, genelde plankton­larla besleniyorlar.

Azıdişi balığı, küçük gözleriyle çevresini algı­lamakta zorlanıyor olsa da sudaki titreşimleri al­gılama konusunda rakip tanımıyor.

Oksijen

Karanlık, soğuk sularda bile yeterli düzeyde ok­sijen mevcut. Hatta kimi şartlarda soğuk sudaki oksijen oranı, sıcak suya oranla daha fazla olabilir. Kuzey ve güney kutup deniz­lerinin belirli bölgelerinde, oksijen açısından zengin su­larda oluşan soğuma, ortaya çıkan oksijenin derin sulara çökmesine sebep oluyor. Termohalin döngü denen bu durum açık denizlerdeki dip sularına oksijen taşımakta. Örneğin Karadeniz’in derin sularında oksijen miktarı düşerken, okyanuslarda aynı derinlikteki oksijen miktarı bazı noktalarda yüzeydekinden fazla. Kimi böl­gelerdeyse oksijen miktarı çok düşük ama bu da yaşamı olumsuz etkileyen bir fak­tör değil çünkü bu oksijeni kullanacak canlılar arasında olağanüstü mesafeler var. Bir de “minimum oksijen böl­geleri” denen bölümler bulu­nuyor ki bunlar da genelde 200-1000 metre arasındaki derinlikte, tropikal sularda görülüyor. Burada ne foto­sentez ne de termohalin dön­güden elde edilebilen oksijen mevcut. Yine de yaşam var. Deniz biyologları hala bu or­tamdaki yaşamın nasıl ayak­ta kalabildiğini araştırmaya devam ediyor. Benzer şekil­de, Akdeniz’de. 300 metreye erişen derinlikteki deniz ta­banında, hiç oksijen bulun­mayan bir ortamda bile ya­şamın oluşabildiği görüldü. Bu zırhlı solucanların, oksi­jene bağımlı olan mitokondri yerine, farklı şekilde enerji depolayabilen moleküller geliştirdiği, özellikle bunun için uzmanlaşmış hücrelere sahip olduğu düşünülüyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.