Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

Persona 5 inceleyelim

Yapım Atlus Dağıtım Deep Silver Tür JRPG Platform PS3, PS4 Çıkış Tarihi 4 Nisan 2017

Persona nedir?

Bildiğiniz gibi oyundaki karakterlerimiz L sıradan gençler olduklarından, karanlık bir boyuttaki yaratıklarla mücadele etmek için biraz mistik güce ihtiyaç duymaktalar ve bunlar da Persona’lardan başkası değil.

Persona’lar oyun boyunca farklı şekillerde karşınıza çıkacak olan güçler ve onları savaşlarda yardımcı olarak kullanabileceksiniz. Persona’lar karakterinizi arka plana atıp kendileri savaşın göbeğine oturmayacak; aksine seçtiğiniz Persona size yetenekleriyle katkıda bulu­nacak. Persona’ları genel olarak savaşlarda, düşmanlarımızı ikna ederek edineceğiz gibi gözükmekte. Dilersek bu Persona’ları Velvet Room’a uğrayarak diğer Persona’larımızla birleştirebileceğiz ve böylece daha güçlü Persona’lar ka­zanacağız. Şayet ki elimizde fazla Persona varsa, bunları Hanging işlemiyle tecrübe puanına dönüştürebilecek veya elektrikli sandalyeye gönderip çeşitli aksesuarlara dönüşmelerini sağlayabileceğiz. Bir Persona’yı hızla geliştirmek içinse onu Solitary Confinement adında ki hücre hapsine yollamamız mümkün olacak. Bu Persona burada gelişmek için belirtilen gün kadar durmak zorunda kalacak.

Şimdi oyunu inceleyelim

Yıllardan 1800. Ben PSOne’da Persona oynuyorum; dedim bu ne? Shin Megami Tensesi falan bir şeyler diyorlar… Japonya’dan fırlamış oyunlara alışık mıyım? Elbette. Fakat Persona… Okul hayatı ile garip yaratıkların birbirine karışmasına hazır olmadığımdan Persona’nın o dönemde hakkını veremedim, itiraf ediyorum.

İkinci oyuna da elbette temkinli yaklaştım fakat bir baktım serinin ardı arkası kesilmi­yor, önüme üçüncü oyun düştü. Onu daha bir istekle oynadım, fena da bir ilerleme kaydetmedim. Lâkin Persona 3 de bir yere kadardı; sonuçta Japon olan ben değildim! Ve her şey Persona 4 ile değişti… Bende değil, tüm dünyada. JRPG kralı olarak ilan edilen Persona 4’ü bir de Golden versiyonu takip etmedi mi? İşte bu Golden versiyo­nuyla JRPG’lere aşina olup da Persona oy­namamış bir Allah’ın kulu kalmadı. Oyun PS Vita’ya da çıkınca, herkes yanında bir adet Persona 4 Golden ile dolaşmaya başladı, garip zamanlardı…

Persona 4’ün böylesine büyük bir patırtı koparmasından ötürü de elbette yeni bir Persona’nın geleceğini biliyorduk lâkin Persona 5‘i de beklemiyorduk… Bu kadar özenilmiş, bu kadar her yönden tatmin edici gözüken bir Persona’yı salyalar saça­rak beklemek dışında yapacak bir şeyimiz yok arkadaşlar; hem şurada Nisan’a ne kaldı…

Sadece yardım etmek istedim

Başroldeki kahramanımız isimsiz bir genç. (Her anime’de olduğu gibi burada da liseli gençler ana rollerde.) Bir gün, saldırıya uğrayan bir kadını kurtarmak üzere yardıma koşuyor fakat bir yanlış anlaşılma sonucunda suçlu kendisi oluyor, bu yüzden de okuldan uzaklaştırılıyor. Gelecek okul yılını Tokyo’da geçirmesi gereken kahramanımız Shujin Lisesi’ne kayıt oluyor ve arkadaşı Sojiro Sakura’nın evinde kalmaya başlıyor. Kısa bir süre sonra ise kendini Velvet Room adındaki zamanın ötesinde bir boyutta buluyor. Bu­rada Igor tarafından zihninin temizlenmesi gerektiğini öğreniyor ve cep telefonuna gizemli bir uygulama yüklenerek evine yollanıyor. Okul başladıktan bir süre sonra ise The Palace adındaki bölgeyle tanışıyor kahramanımız. Ve öğreniyor ki The Palace, Japon gençliğinin stresli ve bozuk zihinle­rinin bir dışavurumu ve bu bölge, zamanla çok daha büyük bir tehlikenin tohumlarına ev sahipliği yapmakta…

Anime ve manga takipçileri zaten Japon I gençliğinin garip sorunlarının her yapımda işlendiğini bilir. Persona 5 de bu kurgudan eksik kalmamış ama boş bir problem yumağı yerine, gençlerin sorunları başka bir boyutta­ki karanlık bir bölgeye dönüştürülmüş.

Bir dakika, mesaj geldi…

Persona’yı özel yapan nedir diye soracaksınız kuşkusuz ve buna yanıtım elbette var. Her ne kadar anime-manga tayfasına çok daha çekici gelecek olan Persona 5, inanılmaz derin bir oyun olacak. Derin dediğim hikaye anlatımı olarak değil; içerik anlamında. Per­sona 4 de zaten bu özelliğiyle önlenmişti ve Persona 5’in de mirası devam ettireceğinden kuşkumuz yok.

Önceki kısımda bahsettiğimiz kahramanımız, oyunda günlük bir yaşam sürecek. Uyanacak, okula gidecek, okul arasında ve sonrasında aktivitelere katılacak, gece de zindanlarda dolanacak. Bu bahsettiğim oyun bölümlerinin her birinde de bolca yapılacak iş olacak.

Diyelim ki derse geldiniz… Burada dersi dinlemek bir aktivite olacak. Öğretmen sorular soracak, onlara cevap vermeniz gerekebilecek. Bu sırada telefonunuza me­sajlar düşecek. Arkadaşlarınızdan, mistik kedinizden gelebilecek sorulara yanıtlar vermeniz istenecek.

Okuldan çıkıp birkaç dükkana, yemek yemek için bir yerlere uğrayacaksınız. Burada yine diyaloglar oluşacak, etkileşime geçeceksiniz.

Bir arkadaşınızla buluşacak, onun dertleri­ni dinleyeceksiniz. Bu belki bir yan göreve dönüşecek, belki sadece bir sohbet olarak kalacak…

Ve tüm bunların “Cooperation” sistemi­nin birer parçası olduğunu anlayacağız. Evet, Persona’nın özel olmasını sağlayan en büyük konu bu. (Önceden Social Link olarak biliyorduk.) Oyunda kurduğunuz tüm ilişkiler size yetenek, yeteneklerinize gelen güçlendirmeler ve Persona özellikleri olarak dönüş yapıyor.

Hişşt, sessiz ol!

Sakin geçen gündüzleri, cep telefonu uygu­lamamızla ulaşabileceğimiz zindanlar takip edecek. Oyunda iki tip zindan bulunacağı açıklanmış durumda. Bunlar da hikayeye da­yalı zindanlar ve Memento adındaki, rastgele oluşan zindanlar.

Senaryonun akışında karşımıza çıkacak olan zindanların daha komplike ve daha kafa yorucu zindanlar olacağı açıklanıyor. Burada düşman yerleşimleri, bölüm tasarımları daha özel ve bulmacalarla da uğraşmamız istenecek.

Memento zindanlarıysa NPC görevlerini halletme ve “grind” adı verdiğimiz, “Tecrübe puanı kasma” işini üstlenen bölgeler olacak. Zindanlarda bir “Alertness” durumu da olacak. Bu da zindanlarda gizliliği ön plana çıkartmamızı isteyen bir konu olarak açıkla­nıyor. Eğer her düşmana bodoslama dalarsak bir noktadan sonra zindanın güvenliği arta­cak ve nihayetinde görevimizi tamamlayama dan zindandan kapı dışarı edileceğiz.

Savaş durumunda ise bizi artık çoğu oyunun terk ettiği ama stratejik derinliği yüksek olan sıra tabanlı bir dövüş sistemi bekliyor. Burada karakterler sıraları geldiğinde yakın dövüş veya menzilli silahlarıyla saldırabilecek, defans için gard alabilecek veya Persona güçlerini kullanabilecek. Eğer bir düşmanın zayıf noktasını bulursak onu sersemletebile­cek ve ardından da tüm ekip arkadaşlarımızla birlikte sersemlemiş olan düşmana tekme tokat girişebileceğiz. (Bu önceki oyunda da vardı; oynayanlar hatırlar.)

Resmen bir şov

Herkesin Persona 5’i büyük bir hevesle bekliyor oluşunun bir nedeni de oyunun muhteşem sanat yönetmenliği. Herhangi bir visual novel’dan daha artistik arayüz tasarımlarına ev sahipliği yapan Persona 5’in tüm ara sahneleri, ara sahne geçişleri, menü animasyonları inanılmaz bir güzel­likte. Ara sahnelerdeki anime görselleriyle de güçlenen bu tarz, oyun içi grafiklerle de birleşince bakmaya doymayacağınız bir grafik kalitesi ortaya çıkıyor. Atlus her anlamda oyunun görselliğine çok büyük bir özen göstermiş ve Japonya’da şu anda bunun ekmeğini yemekle meşgul. (Oyun 15 Eylül 2016’da Japonya’da piyasaya çıktı ve 500 bin gibi büyük bir satışa ulaştı.)

Türkiye’nin “Otaku” camiasının heyecanla bek­lediği Persona 5, JRPG’lere bulaşmamış olan ama şurada okuduklarından ve gördüklerinden sonra heyecan duyan herkesin denemesi ge­reken, büyük bir yapım. Evet, oyunu incelemiş gibi davranıyorum zira Japonya incelemelerin­den alnının akıyla çıkmış durumda. Persona 5’i şimdiden sağlam PS4 RPG’leri arasına koyabiliriz…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.