Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

Pinstripe

Ya cehennem derin dondurucunuzun içinde bir yerlerdeyse?

Geçtiğimiz aylarda Hollovv Knight’ı incelerken çok az oyunun ilk bakışta kalbimizi kazanabildiğinden bahsetmiştim sizlere. İşte, Pinstripe da muhteşem sanat yönetimi sayesinde bir iki ekran görüntüsü ile sizi kendisine aşık ettirebilecek bir yapım. Pinstripe kelime anlamıyla çizgili takım elbise demek, bu oyunda ise üç yaşındaki kızımız Bo’yu bizden kaçıran ve cehennemin yedi kat dibine götürüp “evlat edinmeye” çalışan şeytani ve iyi giyimli düşmanımızı simgeliyor. Oyun beş senelik bir zaman zarfında geliştirilmiş ve tüm sanat yönetimi, müzikleri ve kodlaması tek bir kişiye, Tho- mas Brush’a ait.

Söylemesi kolay zira şimdiye tek tek kişinin elinden çıkma çok sayıda iyi oyun gördük. Ancak Pinstripe öyle bir yapım ki, başın­da geçirdiğiniz yarım saatin ardından tek kişinin elinden çıktığına inanamıyorsunuz. Kaotik ve bir o kadar da net grafikler, son derece başarılı platform fizikleri, ne çok zorlayan ne de çocuk oyuncağı olan bulma­calar ve muhteşem müzikleri eliniz altındaki yapımın büyük ve tecrübeli bir stüdyonun elinden çıkmışçasına kaliteli olduğunu hissettiriyor.

Pinstripe’da bir trende gözümüzü açıyoruz ve kızımız Mo da yanımızda. Kontrolle­ri öğrenelim ve biraz çevreye bakalım derken de daha ilk bakışta içimizi üşüten Mr. Pinstripe ile göz göze geliyoruz. Pek hoş geçmeyen bir ilk tanışmanın ardından vagonları gezerken havada asılı duran bir balonla karşılaşıyoruz ve daha ne olduğunu anlamadan Mo onun peşinden koşmaya anladığımızda ise tren kaza yapıyor ve biz de kendimizi cehennemin en üst tabaka­sında buluyoruz. Bu noktada gördükleriniz garip gelebilir, çünkü bu cehennem karlar altında.

Kahramanımız Teddy eski bir papaz ve gördüklerimizin rüya mı yoksa gerçek mi olduğuna, hatta kendisinin akıl sağlığının yerinde olup olmadığına emin değiliz. Her şey bir rüyaymış gibi aktığından dolayı oyu­nun ilk kısımlarında aklınızın direkt olarak bu konuyla meşgul olacağını düşünüyorum. Oynanışa gelirsek, platform mekaniği son derece başarılı ve bir yerden düşüp ölmek hayli zor. Oyunda en büyük problem gezdi­ğiniz yerleri tekrar tekrar gezmek zorunda kalmak zira cehennemin altı katmanı kendi içlerinde ufak sayılabilecek bölümlerden oluşmakta.

Oyunun grafikler, müzikler ve sanat yönetimi dışında en fazla parladığı konu ise şüphesiz bulmacaları. Oyunda hiçbir bulmacanın başında saatler geçirmiyorsunuz, hatta bunu nasıl çözerim diye İnternet’e bile bakacağınızı sanmıyorum. Aynı zamanda hiçbir bulmaca da bir saniye içinde mantığı anlaşılabilen ve öylesine koyulmuş gibi gözüken öğelerden oluşmuyor. Her şey den­geli ve tam olması gerektiği gibi. Karşımıza çıkan düşmanların da birer zayıf noktası var ve kısa sürede hepsinin üstesinden gelmek mümkün.

Oyunun en önemli sıkıntılarından biri öldü­ğümüzde (ki bu nadiren oluyor) ana menüye kadar dönmesi ve bir sürü gereksiz ara ekran görmek zorunda kalmak. Karşımıza başlıyor. Mr.Pinstripe’ın kendisini kaçırdığını çıkan karakterler ile girdiğimiz diyaloglar iyi yazılmış olsa da yaptığınız seçimler muhab­betin akışını değiştirmiyor maalesef.

Evet Pinstripe iyi bir platform oyunu, açık konuşmak gerekirse son yıllarda oynadıkla­rım arasında en iyilerinden biri. Ülkemizdeki fiyatının 24 TL olması önemli bir avantaj olsa da 2.5-3 saat içinde bitirildiğini de hatırlatmak istiyorum. Türü seviyorsanız oynayın, kaçarı yok, seveceksiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.