SEKİRO:SHADOWS DIE TWICE

GÖLGESİNDEN HIZLI OLEBILEN SAMURAYLAR

Nioh’tan”Samuraylı DarkSouls” falan diye bahsederek acele etmişiz sanırım biraz. Zira asıl Samuraylı DarkSouls, From Softvva- reln mutfağında pişmekteymiş o sırada. Yemek henüz hazır değil, hatta şu an gözükene göre 22 Mart 2019 tarihine kadar pişmeye devam edecek. Ama öncesinde Gamescom 2018 bahanesiyle şöyle bir tadına baktım; tuzu eksik mi, dibi tutmuş mu onu kontrol ettim.

SoulsBorne oyunlarına aşinaysanız temel mekanik­ler size çok da yabancı gelmeyecek. Estus Flask ya da Blood Vial yok, onlar yerine Healing Gourd var bu sefer. Save ya da Checkpoint için Bonefire aramak yerine çok kollu, mavi alevlerle bezeli Sculptor’s Idol’ları kullanı­yoruz artık. Bu tarz paralellikleri ilk bakışta fark etmek mümkün zaten. Ancak nasıl ki Bloodbome özünde Demon’s Souföan beri süregelen temel prensipleri benimsemiş olsa da bazı kilit ayrımlarla öncüllerinden kopmuştu, Sekiro’nun da yine ruhani atalarından o şekilde ayrıldığı bazı keskin noktalar var. Bunlardan en mühim olanları da dövüş sisteminde.

Sekiro öncüllerine göre bir parça daha gizlilik katmış oynanışına ama asıl büyük yenilik orada değil, “pos- ture’adı verilen sistemde yatıyor. Hem sizin hem de düşmanlarınızın dövüş sırasında aldığınız ve verdiğiniz hasara göre dolan bir posture barı var. Bu bar iki taraf için de yaşam ile ölüm arasındaki ince çizgiyi ifade ediyor. Sizin barınız dolduğunda ve kırıldığında ser­semleyip açıkta kalıyorsunuz, düşman sizi gafil avlayıp canınızı büyük lokmalar halinde budayabiliyor. Ancak düşmanınki dolduğunda siz de onlara vahşi ve şekil bir bitiriş hareketi yaparak tek hamlede icabına bakı­yorsunuz.

Boss dövüşlerindeyse önemi bir nebze daha artıyor, boss’un canını indirmenin yanında bir de bu posture bitmişlerinden yaparak sağlık barında yer alan noktaları tüketmeye çalışıyorsunuz; öbür türlü boss’la- rın canını sonuna kadar indirseniz bile ölmeyi redde­diyorlar, üzülüyorsunuz sonra (Birinci elden deneyim olduğu belli oluyor değil mi?). Bu da bir yerde Dark Souls’un sürekli yerlerde yuvarlanarak savaş kazanılan yapısını kırıp bir parça yeni bir mekanik getiriyor oyu­na. Ha, bu arada özellikle hızlı ve etkili şekilde posture kırmak için düşmanın hamlesini son saniyede blokla- yıp karşı atağa geçmek çok etkili oluyor, o da benden bir tavsiye olsun.

Gizliliğe verilen önemin daha bir öne çıktığını söylemiştim. Oynadığım bölümde ilk başta alışana kadar giriş alanındaki düşmanları bir süre tekrar tekrar dövmeye çalıştım. Ancak bir yerden sonra dövüşerek hem vaktimi hem de sınırlı sayıdaki sağlık iksirimi boşa harcamak yerine kanca atarak çatılardan görünmeden ilerleyebileceğimi fark ettim. İyi de ettim, zira daha sonra karşılaşacağım boss dövüşünde o sağlık iksiri­min her bir damlasına ihtiyacım oldu. Neyse, gizlilik ve kanca önemli ancak bu tek yeni oyuncağımız değil. Mesela her samurayın çok yakın dostu olan shurikenler var ki düşmanı uzaktan yumuşatmak için ideal.

Asıl bir de ilk fragmandan beri gözümüze sokulan ve çeşitli fonksiyonlara sahip bir protez kolumuz var. Oynadığım demoda balta ve alev makinesi fonksiyonları vardı, özellikle alevi püskürtüp sonra kılıcı savurmak suretiy­le alevlendirme olayını pek tuttum. Sonuçta bir nor mal kesmek var, bir de kesik atıp üzerine o kestiğiniz yeri alev alev yakmak var, değil mi? Bu oyuncakların tamamı White Spirit Emblems denilen bir kaynaktan yiyor ve bunlar da etrafta ya da kestiğiniz düşmanların üzerinden bolca çıkıyor.

Bu oyuncaklar her ne kadar yeni oyun alanlarına, yeni fırsatlara kapı açıyor olsa da Sekiro’nun isminde de geçen bir diğer mühim detaya daha değinmem lazım.

Biz gölge miyiz, sadece gölgeler ınl iki kere ölüyor bilmiyorum ama öldüğünüzde geri dirilebilme gibi bir mekanik eklenmiş oyuna. Böyleceçok uzun süren bir savaşta çok kritik bir anda ufak bir hata yapıp tüm ça- I banızı camdan aşağı fırlatma riskiniz ciddi şekilde azaIıyor; dirilip o elinizden kaçıveren son hatayı düzeltme.. fırsatı yakalıyorsunuz. Ancak öyle sınırsız dirilme şan­sınız da yok. İleride belki arttırabiliyorsunuzdur ama benim demoda oynadığım versiyonda iki kere ölme şansınız vardı; üçüncüyü ölürseniz doğrudan Game over ekranında alıyorsunuz soluğu. Kas hafızamın ne zamandır Dark Souls oynamamaktan paslanmasından mıdır yoksa gerçekten de Sekiro’nun daha zor ve hızlı bir tempoya sahip olmasından mıdır bilemiyorum ama kısacık demoda bile fazlaca gördüm şahsen o ekranı.

Gamescom’da oynadığım kısa demoda gözüme çarpanlar aşağı yukarı bunlardı. Pişerkenkl lıall gayet güzel gözüküyor, Dork Souls tadını yoğun bir şekilde alabilmenize rağmen İçinde tanımadığınız yeni bazı tatlar da mevcut. Demon’sSoul’tan Dark Souls’a, oradan da Bloodbome’a geçişteki dönüşümün bir benzerin bekleyebilirsiniz yani. En azından SoulsBorne sevenlerin sofradan aç kalkmayacağına kesin gözüyle bakabi­liriz (Hoppa, son saniyede yine yemek benzetmelerine döndük iyi mi?!).

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.