Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

The Long Journey Home

Uzayın karanlık ucundan yola çıktık, geze geze eve dönüyoruz…

Frontier: Elite ll’nin kendi zamanı için bile pri­mitif kalan grafiklerinin altında yatan derinli­ği keşfettiğim günlerden beri, kendisine benzer ne görsem içim ısınır benim. Geçtiğimiz aylarda bülteni mailime düşen The Long Journey Homeda tam böyle, ilk görüşte “çıksa da oynasam” dedirten bir oyundu. Bir yol hikayesi, keşfedi­lecek galaksiler, ziyaret edilecek gezegenler ve nihayet tadında RPG öğeleri.

Oyuna, farklı yeteneklerdeki on aday arasından dördünü mürettebatımız olarak seçerek başlı­yoruz. Bunlar arasında lander inişleri sırasında aldığınız hasarı azaltacak pilotlardan tutun da popüler bir blogger olmak dışında hiçbir vasfı olmayan hanım kızımıza kadar hayli enteresan tipler var. Ardından da birbirinden çirkin ve farklı yeteneklerdeki üç gemiden birisini seçiyoruz. Burada gemiyi baştan tasarlamamız mümkün değil, tek yapabileceğiniz rengini değiştirmek. Nihayetinde de beklentilerinize uygun bir lan­der seçiyoruz ve macera başlıyor.

Efendim, yeni gemimizi test ederken bir prob­lem yaşanıyor ve gemi kendi kapasitesini fersah fersah aşarak bizi evrenin öteki ucuna gönderi­yor. Buradan sonra amacımız belli, eve dönmek. Eğlenceli gözüküyor değil mi? Öyle de olması gerekiyordu ama oyunun çıktığı ilk günlerde anlaşıldı ki yapımcı bu zorluk ayarının dozunu biraz fazla kaçırmış. Baktılar ki oyunun başında iki saat geçiren oyuncu “yandım anam!” diye bağırarak uzaklaşıyor, çıkartılan bir yama ile bu anlamsız zorluk biraz düşürüldü ve oyun aşağıda göreceğiniz notu da bu hamleye borçlu. Oyunun ilk bölümleri tepeden kameralı bir uzay manzarasında geminizi yönettiğiniz bölümler. Geminiz tıpkı 18.yüzyıldan kalma bir korsan gemisi gibi yanlarından saldırılar yapa¬biliyor ve eve dönmeniz için gereken materyalleri bulmak için en yakındaki gezegenden ziyaretlere başlıyorsunuz. Burada geminizin hızını ve manevra kabiliyetini iyi hesaplayarak gemiyi atmosfere sokmanız gerekiyor. Yörüngeye yerleşmeniz şart zira o gezegene lander indireceksiniz daha. Bunu yaparken de atmosfere bodoslama çarpmamanız veya yol kenarındaki bariyerlere çarpmış gibi atmosferden sekip uzaya gerisingeri fıtılmamanız gerekiyor.
Bir şekilde atmosfere girdiğinizde lander’ın komutası size veriliyor. Her gezegenin atmosfer basıncı, yer çekimi ve tehlikeleri farklı farklı. Aşağıdaki 2D haritada nerede hangi kaynakların bulunduğu gösterildiğinden keşfetme olayı biraz lafta kalıyor ama o noktalara gemiyi sağ salim indirmeye çalışmak bile son derece zorlu. Hasar aldığınızda bunu tamir etmek hayli güç olduğu gibi lander pilotunuzun kafayı gözü yarması da ekstra baş ağrısı olarak size geri dönüyor.


Roguelike mekaniklerini dibine kadar hissettiren oyunda uzaylı ırklarla da karşılaşıyorsunuz. Bunlardan bazıları sebebini anlayamadığınız kadar karlı anlaşmalar yapabileceğiniz tipler, bazıları ise sizi tehdit etmekten çekinmiyor ve sonraki dakikalarınızı diken üstünde geçiriyorsunuz. Bedava bir şeyler hediye edilir de onu kullanmaya çalıştığınızda hoş olmayan sürp-rizlerle karşılaşırsanız, size spoiler vermemeye çalışan beni hatırlayıp sevgiyle anabilirsiniz. Oyunun sistem gereksinimleri gereksiz yük¬sek ve ustalaşması da hayli zor. Diğer taraftan oyunun roguelike mekanikleri biraz ağır bas¬tığından ana göreviniz olan eve dönme işini bir tarafa bırakıp yeni gezegenler keşfetme olayına kendinizi kaptırabiliyorsunuz.
Neticede oyunun fiyatı hayli yüksek (10 TL) ve eğer yukarıda anlattığım mekaniklerden sonra içinizde oyuna karşı bir ilgi oluşmadıysa uzak durmanızda fayda var. Diğer okuyucularımız için ise nadirende olsa oldukça ilginç anlar yaşayabilecekleri bir macera vaadediyor bu oyun.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.