Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

Tokyo 42

işlemediğiniz bir cinayetten sorumlu tutulduğunuzda tek çare kaçmak mıdır?

Tokyo 42’nin ufak bir özetini çıkartmak iste­seydim, sanırım bu açıklama yeterli olurdu. Hikayeyi biraz geri planda tutup oynanabilirli- ğe abanan Tokyo 42, beklemediğim kadar iyi bir oyun olarak karşıma çıktı.

Tokyo 42, SMAC Games isimli ufak bir firma tarafından Unity grafik motoru kullanılarak geliştirilmiş. Grafik motorunun öyle aman aman iyi olmadığını hepimiz biliyoruz. Ancak geliştirici ekip bu ufak motoru kendilerince geliştirip ortaya bir sanat eseri çıkartmış. Hikayemiz yakın gelecekteki Tokyo şehrin­de geçiyor. İzometrik bir bakış açısıyla tüm şehri görebiliyoruz. Şehri farklı açılardan seyre dalarkan “Vay arkadaş, kutucuklardan böylesine güzel bir şehir nasıl modellermişler” diye kendime sormadan edemedim. Oyunun sanat eseri kısmı da işte bu görsellikte yatıyor. Yüksek binalar, renkli tabelalar, son model uçan araçlar ve yaşayan Tokyo şehrinde sui­kast işleyerek, bu mesleğin üst basamaklarına tırmanmaya çalışıyoruz.

[AdSense-A]

Bu tırmanma süreci, suikastçılık yapma oyunlarına ufak tefek atıflar yaparak ilerliyor. Her seferinde daha kalabalık gruplara karşı mücadele ediyoruz. Oyunun en can alıcı kısmı(!) ise gerçekten de tek sıkımlık canımız olması. Yine de ölmekten korkmayın çünkü yardımımıza son teknoloji ürünü NaNoMed ilaçları yetişiyor.

Hikaye de biraz bu ilaçların üzerine işlenmiş durumda. Yeni geliştirilen bu ilaçlar sayesinde ölümü kandırmak artık mümkün hale gelmiş. Eğer bir yerde ölürseniz, bu ilaçlar sayesinde tekrar dirilebiliyorsunuz. Tek sıkıntısı ilaçları düzgün bir biçimde almak gerekiyor. Bu yüz­den uzun zamandır kimse ölmüyor. Eh, birisi ilacını almayı unuttuğu ve cinayete kurban gittiği için de hikayemiz başlıyor.

Bu altyapıya sahip bir hikayenin çok kuvvetli olmamasını bekliyorsunuz ama oynanabilir- lik, şehrin büyüleyici atmosferi ve saykodelik parçalarla kendinizden geçiyorsunuz. Oyunun ana görevlerinin toplamda 12 saate yayılmmış olmasıyla bu çılgınlığı doya doya yaşıyorsunuz. Görevlerin bazıları gerçekten de gereksiz zor. Göreve farklı bir açıyla yaklaşmaya çalışsanız bile defalarca ölmek sinir bozucu olabiliyor.

Bu yüzden elime bir minigun alıp sağa sola sıkarak yolumu açmamla, katana ile gizlice ilerlememin arasında hiçbir fark yok. Görevler bir noktadan sonra monotona bağlıyor. Özellikle motorsiklet ve parkur görevlerinin hikayeye katılmasıyla birlikte kendinizi saç baş yoldurtacak durumlar içerisinde buluyorsunuz. Karakteri kullanmak, ateş etmek, zıplamak ne kadar kolaysa motosiklet kullanmak da bir o kadar zor. Kendi kafasına göre sağa sola yatmasından dolayı, zamana karşı mücadele ettiğim görevleri onlarca kere denediğimi biliyorum.

Bir arada bir derede kaldığım tek konu ise Nemesis sistemi. Bunu ilk gördüğümde aklıma hemen Shadovv of Mordor gelmişti. Diğer su- ikastçiler ile karşılaşmak, rakip olmak, onların görevlerine karışmak keyifli olabilirdi. Ancak bu sistemi biraz daha basit işlemişler. Belli zamanlarda ekrana yakınlarda bir rakibimiz olduğuna dair uyarı çıkıyor ama bunun kim olduğunu bulmak bize kalmış. İster sağa sola sıkıp tüm sivilleri öldürüp kendisini açığa çıkarmasını bekliyorsunuz, isterseniz de ilk atışı onun yapmasını bekliyorsunuz. Keşke bu sistemin üzerine biraz daha düşülseymiş.

[AdSense-A]

Öte yandan oyunun bir de multiplayer kısmı bulunuyor ama serverlar çoğunlukla boş. Dolu server yakalamak için dakikalarca bek­lemek durumunda kalıyorsunuz. Girdiğinizde ise yetersiz kalan bir Deathmatch atmak durumundasınız.

Oyunun güzel yanları bir hayli fazla olmasına karşın, oyuna ekledikleri ufak tefek eklen­tilere biraz daha çalışmaları gerekiyormuş. Son dakikada akıllarına gelmiş de eklemeye karar vermişler gibi kokuyor. Hepsini bir yana bırakırsak, ufak -ve oldukça uygun fiyatlı- bir oyun olmasına rağmen başında saatlerce vakit harcayabilirsiniz. Açık dünya yapısı ile ufaktan bir GTA 1-2 havası da almadım değil hani.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.