UZAY BALONU BLOOSTAR BİLİYORMUSUNUZ

Bloostar sistemi küçük uyduları uzaya balonla gönderecek.

UZAYA GİTMENİN roketlerden daha iyi bir yolu var mı? İspanya merkezli Zero2infinity şirketi Bloostar sistemiyle küçük uyduları uzaya balonla gönderme­yi planlıyor ve bu yöntemin hem ucuz hem de gü­venli olduğunu söylüyor. SpaceX şirketine ait Falcon 9 roketinin taşıdığı Facebook internet uydusuyla birlikte geçen ay infilak etmesinin ardından, rakip firmalar SpaceX için “Ucuz olabilir, ama güvenli de­ğil” propagandası yapmaya başladı. Böylece sektöre alternatif çözüm sunan Bloostar tekrar gündeme geldi.

Uzaydan internet

SpaceX ile rekabet eden şirketlerin iki kat yüksek ücret almasına rağmen ne kadar güvenli oldukları tartışılır ama uzaya uydu göndermenin ucuz ve güvenli bir yolunu bulmak gerektiği kesin. Örneğin. 200 milyon dolarlık tek bir internet uydusunun kaybı Elon Muska 700 milyon dolara mal oldu ve Facebook’u uzaydan internet erişimi sağlamak yerine dronlarla havadan internet yayını yapmaya yönlendirdi.

Zero2infinity şirketi roket teknolojisiyle yüksek irtifa balonlarını birleştiren Bloostar sistemiyle işte buna çözüm getirmeye çalışıyor. Başarırsa yeryü- zündeki telekom şirketlerine büyük ölçüde gerek kalmayacak ve uzaydan internet ana iletişim teknolojisi olacak.

Roketlerin yüzde 9o’ı safra

Denizde gemilerin dengesini bulmasını kolaylaştı­ran atıl kütleye safra deniyor. Uzayda bunun tam karşılığı yok ama benzer bir şey var. Yörüngeye uydu, uzay sondası ve astronot fırlatan roketle­rin yüzde 90’ı büyük yakıt deposuyla çok sayıda motordan oluşuyor.

Roketler birkaç dakika boyunca çalışıp yükünü yörüngeye çıkardıktan sonra Dünyaya düşüyor ve atmosferde yanarak parçalanıyor. Oysa bir roket en az orta boy uydu kadar pahalı. Aslında sigorta ve fırlatma masraflarıyla birlikte taşıdığı uydudan birkaç kat pahalı ve bu israfa bir son vermek lazım.

SpaceX şirketi Dünyaya dikey iniş yaparak yeniden kullanılabilen roketlerle buna bir çözüm getirmeye çalışırken. Zero2infinity daha az riskli olduğunu düşündüğü bir yol izliyor: Balonla uza­ya uydu fırlatmak.

Balonlar uzaya çıkar mı?

Balonlar çevredeki havadan hafif olduğu için, yani atmosferden hafif olan helyum gazı taşıdıkları için yerden kolaylıkla yükseliyor. Oysa atmosfer yerden yükseldikçe seyreliyor ve kaldırma kuvveti azalıyor. Bu nedenle uzaya balonla çıkmak mümkün görün­müyor. Zaten insanlar bunu yapabilseydi roketleri icat etmeye gerek kalmazdı ancak Zero2infinity şirketi roketlerle balonları birleştirerek bu sorunu çözmeyi planlıyor.

Yeni yöntemde uyduyu taşıyan balon 30 km irtifaya ulaşıyor. Ardından taşıyıcı balon yük gondolundan ayrılıyor ve gondoldaki üç kademeli mini roketler arka arkaya çalışmaya başlıyor. Matruşka bebekler gibi iç içe geçmiş iki roket halkasıyla sarılı olan kargo modülü yerden yükseldikçe yakıtı biten roket halkalarını atıyor ve sonunda kendi küçük roketiyle yörüngeye ulaşıyor. Roket halkaları tam boy roketler kadar pahalı olmadığı için fırlatma maliyetleri ucuza geliyor. Aynı sebeple kullandıktan sonra Dünyaya düşerek atmosferde yanan roket parçaları masrafları artırmıyor.

Roket bilimi ve kurnazlık

SpaceX mühendisleri bir roketin en pahalı olduğu yerin birinci kademe olduğunu belirtiyor. Sonuçta yerden yükseldikçe önce hava sürtünmesi ve sonra yerçekimi azalıyor. Bu sebeple yüksek irtifada az yakıtla hızlanmak kolaylaşıyor. Ancak, her çıkışın bir başlangıcı var ve roketlerin birinci kademesi de uyduları yerden havalandırmak için hem büyük, hem güçlü, hem de ağır olmak zorunda.

Yerden hızla yükselerek 2 buçuk dakika içinde yörüngeye ulaşmak üzere büyük miktarda yakıt taşımak gerekiyor. Bu da roketin birinci kademesi­nin büyük olmasını, daha güçlü motorlar taşımasını, kısacası ağır olmasını gerektiriyor.

Ancak, uzaya uydu fırlatmanın en büyük riski rokette çok yanıcı yakıtlar taşımak NASA uzay son­dalarını taşıyan roketlerin yerden hızla yükselmesi­ni sağlamak amacıyla zenginleştirilmiş jet yakıtı (bir kerosen türevi) kullanıyor. Roketlerin yine ağır olan ikinci kademesinde ise tutuşturucu görevi gören sıvı oksijenle alev alan sıvı hidrojen bulunuyor. Süper yanıcı hidrojen gazı roketin ikinci kademesi için gerekli itiş gücünü sağlıyor.

Patlama riski

1986 yılında yaşanan trajik Challenger kazasında gör­düğümüz gibi, bütün bu mekanizma roketlerin yerde ve patlama riskini son derece artırıyor. Her ne kadar 60 yıldır uzaya çıkan uzay sektörü gerekli önlemleri alsa da SpaceX örneğinde olduğu gibi, roketin ka­zayla bir kez alev alması, üretim maliyeti 185 milyon doları bulan bir uyduyu yok etmesi için yeterli.

Buna sigorta harcamaları da eklendiğinde uzaya uydu fırlatmanın zorlukları anlaşılıyor. Örneğin. Dünya genelinde uydu fırlatan özel şirketlerin yıllık başarı ortalaması yüzde 95e ulaşıyor; ama SpaceX’in ortalaması geçen ayki kazadan sonra yüzde 93’e geriledi.

Peki ya Bloostar?

Uzaya uydu göndermenin en temel sınırlaması roketin ağırlığı. Ağırlık artıkça daha büyük motorlar ve daha çok yakıt gerekiyor. Bu da roketi iyice ağır­laştırarak kısır döngüye yol açıyor. Örneğin. Dünya yörüngesine 140 tonluk yük taşımak için 2900 tonu aşan roketler üretiliyor ve bunu Apollo astronotla­rını Aya taşıyan ünlü Satürn V roketinde görmek mümkün. Aynı şey uzay balonları için de geçerli, hatta daha belirleyici.

Balonlar havadan hafif olduğu için yerden yükselebiliyor. Bu yüzden de roketlerden daha hafif yükler taşıyorlar. Bu olgu roket-balon karmasından oluşan Bloostar sisteminin sadece küçük ve orta boy uyduları uzaya fırlatabileceği anlamına geliyor.

Aslında yeterli sonuç olarak uzay trafiğinin en büyük kısmını küçük ve orta boy uydular oluşturuyor. Aya veya Uluslararası Uzay İstasyonuna büyük kapsüllerle insan göndermek ise istisnai durumlar. Uzay balonları kendi roketlerini taşıdığı ve bu da yararlı yük kapasitesini azalttığı için Zero2infinity şirketi küçük çaplı düşünmek zorunda ama bunun yeterli olacağına inanıyorlar.

Uzay mekikleri 70′lerin sonunda uzay dolmuşu olarak üretildi ama çok pahalı ve ağır oldukları için 2011’de emekli oldu. Böylece 1990’ların sonunda inşa edilen Uluslararası Uzay İstasyonuna yük taşımak için kargo modülleri kullanılmaya başladı ki son zamanlarda bunu SpaceX şirketinin geliştirdiği Dragon kapsülleri yapıyor. Ancak, Zero2infinity tam bu noktada devreye giriyor ve gelecekteki uzay istasyonlarma balonla yük taşıyacak bir rakip olarak ortaya çıkıyor.

İlk uçuşunu yaptı

İspanya merkezli Zero2infinity şirketi, Mayıs 2016’da Aistech’in ilk uydusu olan Aistechsat 1 için balon testlerine başladı ve bunun için de Near Space balon sistemiyle uyduyu 28 km irtifaya çıkardı. Her ne kadar uzayın sınırı ıoo kmde başlasa da bu yüksek­lik Armstrong Hattını ıo km aşıyor ve atmosferin yüzde 99’unu geride bırakıyor. 18 km yüksekteki Armstrong sınırında hava basıncı o kadar azalıyor ki oda sıcaklığındaki su kaynayarak buharlaşıyor. Uzay yolculukları açısından bu, sürtünmenin azalması ve hafif yükler için 28 km’den sonra hızlanmanın çok kolaylaşması demek.

Alçak Dünya Yörüngesi

İngilizce LEO kısaltmasının açılımı olan Alçak Dünya Yörüngesi 300 ila 600 km yüksekliğe karşılık geliyor ve Uluslararası Uzay İstasyonu da 400-410 km irtifada dönüyor. Bu sebeple LEO 20 bin km yükseklikteki yer sabit uydulara veya ortalama 380 bin km uzaktaki Ay’a uzay aracı göndermek için bir kalkış noktası oluşturuyor. Uzay sektöründe en zor olan şey de çok yakıt yakarak LEO’ya ulaşmak.

Aistechsat-ı teknik olarak bir uydu ve uydunun üreticisi olan şirket bu test için stratosfere çık­makla yetindi ama Zero2infinity bununla kalmak istemiyor. Önümüzdeki 3 yılda Aistech için atmos­ferin üst katmanlarına 25 uydu gönderdikten sonra. 2019 senesinde balonla Alçak Dünya Yörüngesine ulaşmayı planlıyor.

Hedef 2019

Uzaya balonla uydu göndermek için kullanılacak olan Bloostar sisteminin 600 km irtifaya sadece 75 kg yük taşıyacağı düşünülürse Zero2infinity’nin SpaceX ile asla rekabet edemeyeceği düşünülebilir. Ancak bu yanıltıcı olurdu çünkü telekom şirketleri uçuş maliyetlerini düşürmek istiyor ve bunun için de yumruk büyüklüğündeki mini küp uydulardan yüzlercesini uzaya fırlatmayı düşünüyor. Bu tür kullan-at uydular hem hafif olacak hem de ucuza üretilecek. SpaceX roketle tek seferde bunların yüz­lercesini fırlatmayı planlarken Zero2infinity aynı sayıya ıo seferde ulaşabilir.

Hangi yöntemin daha ucuza geleceğini söylemek için henüz erken; fakat Zero2infinity özellikle de Türkiye gibi uzay programı sınırlı olan ülkelere roket fırlatan büyük şirketlerden daha ucuz bir al­ternatif sunabilir. Bu anlamda Zero2infinity, büyük şirketler için çok sıra beklemekten bunalan ülkelere ucuz ve hızlı bir alternatif sunarak uzay sektöründe­ki tekeli kırmayı planlıyor.

Amerika’yı yeniden keşfetmek

Uzaya balon ve roket melezi sistemlerle uydu gön­derme fikri yeni değil. Amerika Birleşik Devletleri 1953 yılında

Deacon sistemini alçak yörüngeye ulaş­tırdı. İngilizce roket ile balon kelimelerinin bileşimi olan ve rakun olarak adlandırılan melez sistemler­deki küçük füzeler savaş uçağından uydu fırlatmaya da uygun. Öyle ki Çin Halk Cumhuriyeti 2007 yılında uydu katili roketleri avcı uçaklarından yörüngeye ateşleyerek bu sistemi test etti. Gelecekte de Türk Hava Kuvvetlerine ait F-i6’lar küçük roketlerle uzaya ikişer mini küp uydu fırlatabilir.

Uzaya yerleşmek

Günümüzde Orbital Sciences şirketi yolcu uçağın­dan ateşlenen Pegasus roketiyle yörüngeye uydu gönderiyor. Hatta 2012 yılında NASA’nın NuSTAR X-ışını teleskobunu uzaya böyle ulaştırdı. Öte yandan, galaksilerdeki yıldız oluşumunu incelemek için tasarlanan 3 adet BLAST teleskobu da 2006-2010 yıllarında balonla 30 km irtifaya yükseldi. Şimdi Zero2infinity şirketi Bloostar ile aynısını Avrupa Birliği ülkeleri için yapmayı planlıyor. Bloostar yardımıy­la uzaya balonla uydu taşımayı başarırsa uzaya yerleşmeyi de kolaylaştıracak. Önümüzdeki 30 yılda uzaya arı sürüsü gibi binlerce robotun gönderilmesi mümkün olacak ve bu robotlar, büyük parçaları uzayda birleştirerek maliyetleri düşürecek.

Gerçekten de bugün uzaya yerleşme konusundaki en büyük en engel yörüngeye 1 kg yük taşımanın 20-25 bin dolara mal olması. Bloostar ve gelecekte pazara girecek diğer uzay şirketleri hem çok sayıda uçuş gerçekleştirerek hem de uzaya 100 kilodan ha­fif yükler taşıyarak bu maliyeti kilogram başına 1000 dolara düşürebilir. Havacılık ve uzay mühendisleri insan uygarlığının 2045 yılında bu eşiğe ulaşacağı­nı düşünüyor. Gerisi Elon Musk ve Jeff Bezos gibi vizyoner iş adamlarına kalıyor.

 

UZAY BALONU BLOOSTAR BİLİYORMUSUNUZ” için bir yorum

  • 25 Ekim 2017 tarihinde, saat 17:37
    Permalink

    uydu gondermenın hemde seyahatın cesıtlı yolları var bukadar masrafı neden yapıyorlar anlamıyorum bır yapılan cıhazla yuzlerce uydu veya ust kuracak manzeme uzaya cıkarıla bılır pılastık gıbı gerı donusum yanı aynı manzemeyı defalarca kulla ayakkabı mısal

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.